içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Güller ve Bataklık

        Anayasalar, esas itibarıyla otoriteyi insan haklarıyla kayıtlayan, devletin insan hakları karşısında sınırlarını belirleyen metinlerdir. Yani bir anayasanın asıl işlevi, devletin yasama, yürütme ve yargı faaliyetlerini insanların vazgeçilmez haklarından oluşan çerçeveyle sınırlandırmaktır. Bu yönüyle anayasalar, tarafları iktidar (yöneten) ve halk (yönetilen) olan bir sözleşme gibidir ve ancak bu bakış açısıyla vücut bulduğu sürece adil bir hukuk düzeninin temelini oluşturabilir. Kaynağında meşruiyet bulunmayan, tepeden inme yöntemlerle yürürlüğe giren anayasaların hüküm sürdüğü ülkelerde, hukuk düzenini iyileştirmeye yönelik işlem ve eylemler, ne kadar iyi niyetle vücut bulursa bulsun, bataklığa gül dikmek gibidir; belki bir süreliğine göze hoş görünür, etrafa güzel kokular yayar ama kalıcı huzur ve mutluluk sağlayamaz; bir gün güller solacak ve toplum yeniden bataklıkla yüzleşecektir.

        Türkiye’de demokrasi ve insan hakları lehine çok önemli gelişmeler yaşandı; yasaklar zincirinden ibaret olan darbe anayasası defalarca yamandı, sayısız kanun değişti, insani bakış açısı sadece teoriye değil uygulamaya da yansıdı… Sonuç? Kurutulmayan bataklık, her defasında üstüne dikilen gülleri kuruttu; ülke, dönüp dolaşıp yine müzmin anayasal sorunlarına, suni gündemler üzerinden kutuplaşmalara, hatta kanlı bir darbe teşebbüsüne sahne oldu. Ne yazık ki kaynağı itibarıyla meşruiyeti bulunmayan bir anayasa temelinde yapılacak her iyiliği de aynı akıbet bekliyor: Bataklık, üstüne dikilen her şeyi er ya da geç kendine benzetecek! Bu yüzden bizim her şeyden önce toplumsal mutabakat zemininde vücut bulup kamusal norm ve uygulamalara doğru yol vererek kadim yaralarımıza merhem olacak yeni bir anayasaya ihtiyacımız var.

        Uzun uzun yazmaya, siyasi tarihten muhtelif örnekler vermeye gerek yok. Şu gülünç ve korkunç bilgi, meselenin ciddiyetini kavramak açısından yeterli: “27 Mayıs 1960 tarihli darbenin ardından yapılan anayasa, 12 Eylül 1980 tarihli darbeyle kaldırılıp yeni bir anayasa yapıldı. Darbeciler, yıllar sonra kendi kurdukları anayasal düzen içinde ‘anayasayı ihlal’ suçundan yargılanıp mahkûm edildiler. Yaptıkları anayasa ise halen yürürlükte…”

Böyle bir bataklıkta gül yetişir mi?

YAZARIN DİĞER YAZILARI