ilansitesi.net

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

İslâm Dünyasının Hataları Neydi?

Okuduğum kitabın adı Hata Neredeydi? Doğu'nun 300 Yıldır Cevabını Aradığı Soru. Kronik Kitap tarafından 2020 yılında 7. baskısı yapılmış; ISBN: 978-605-7635-48-8, 185 sayfa. Kitap 2001 yılında meşhur Oryantalist Bernard Lewis tarafından yazılmış.

            Arka kapaktan alıntılıyorum: "İslâm dünyası, yüzyıllar boyunca hem askerî ve ekonomik anlamda hem de uygarlık sanatları ve bilim gibi alanlarda öncüydü. İnsanlığın en ön safında, oldukça kuvvetli bir biçimde yerini almıştı. Peki nasıl oldu da aynı yüzyıllar boyunca 'barbarlığın' ve 'dinsizliğin' karanlığına batan, öğrenilecek ve korkulacak hiçbir şey barındırmayan yer olarak gösterilen Hıristiyan Avrupa bir anda öne geçmişti?"

            Yazar, İslâm dünyasının Hıristiyan Avrupa'nın "gerisinde kalma" sürecini yedi bölümde irdeliyor; Savaş Meydanlarından Alınan Dersler, Zenginlik ve Güç Arayışı, Toplumsal ve Kültürel Engeller, Modernleşme ve Toplumsal Eşitlik, Laiklik ve Sivil Toplum, Zaman Mekân ve Modernite, Kültürel Değişimin Yüzleri. Bölümler bugüne kadar duymadığım ilginç detaylarla dolu. Örneğin, kan dolaşımının keşfi 1628 yılında kitabı basılan İngiliz doktor William Harvey'e atfedilirken, dörtyüz yıl önce Suriye'de yaşamış doktor İbnü'n-Nefis kitabında (kalpten akçiğere olan) küçük kan dolaşımından bahsetmektedir.

            Şimdi, kısa alıntılarla kitaba birlikte göz atalım."Doğu'da her zaman Batılı seyyahlar bulunuyordu. Hıristiyanlığın kutsal yerlerini ziyaret etmek amacıyla hacı olarak; sultanların izniylezengin Doğu ticaretinden faydalanan tacir olarak". Diğer taraftan "Müslümanların hac sırasında Avrupa'da gidecekleri kutsal yerleri yoktu. Yüzyıllardır bir şeyler sunmak hususunda fakir kalmış bir Avrupa, tacirleri pek çekmiyordu. … Doğu dilleri çalışmaları Avrupa üniversitelerinde … yoğun bir şekilde yürütülmüştür. [Ama] Nispeten çok yakın bir tarihe kadar Şark'ta Oksidantalist/Garbiyatçı yoktu. … Avrupalı güçler uzunca süredir İslam toprakları ve başka yerlerde daimi elçilik ve konsolosluklarının varlığını korumayı sağlıyordu. İslâm devletleri ise bunu yapmıyordu. Bir şey söyleneceği zaman yabancı hükümdara bir elçi gönderip işi bitince geri getirtmek Müslüman devletler için sıradan bir uygulamaydı." Özetle, Batı ile Doğu arasında yüzyıllarca ilgi, inceleme ve öğrenme asimetrisi mevcuttu.

            1899 yılında, Paris'te eğitim görmüş Mısırlı avukat Kasım Emin Kadının Özgürlüğü [Tahrirü'l Mer'e] adlı bir kitap yazar. "Kitabın ana konusu kadınları eğiterek konumlarını yükseltmek ve böylelikle sosyal ve mesleki hayata girişlerini sağlamaktı. Emin, özellikle örtünün kaldırılmasını ve çokeşliliğe, cariyeliğe ve talaka [belli sözlerle nikâh akdinin bozulmasına] onay veriyormuş gibi görünen Kur'an ayetlerinin yeniden yorumlanmasını öneriyordu. … Kasım Emin'in kitabı Mısır ve diğer yerlerdeki gelenekçi yapıların ciddi tepkisini doğurdu. … En aşırı ve en Batı karşıtı köktenciler bile bugünlerde modernleşmenin ve modern teknoljinin … tamamiyle kullanılmasını gerektiğini kabul etmektedir. Bu modernleşme olarak görülür …Kadınların özgürleşmesi Batılılaşmadır; hem geleneksel muhafazakarlar hem de radikal köktenciler için ne gerekli ne de faydalıdır, gerçek İslami değerlere bir ihanet olarak sadece zararlıdır." Kadın, Doğu'da, Batı'daki gibi erkeklerle eşit konuma bugün bile erişebilmiş değil.

            "İslam, mümin ile Tanrı arasında sınıf, dini tören ve din adamı ayrıcalığı tanımaz. … 'Ruhban sınıfı' … Müslüman … geleneklerine yabancı, Hıristiyani bir kelimedir ancak günümüzdeki Müslüman … gerçekliklerinin bir parçasıdır da. Bu, başlangıcı Osmanlı dini hiyerarşisinde görülebilen uzun bir gelişmenin sonucudur. … Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra bile, Ortadoğu'daki Osmanlı'nın halefi devletlerde uygulama devam etmiştir." Laikleşme süreci ile Batı, Hıristiyan Ruhban Sınıfının toplumsal etkisini daraltırken, Doğu, İslâm'da olmayan ruhban sınıfını yaratarak onun tahakkümü altına girmiş.

            Yazar kitabında, İslâm dünyasının Hıristiyan Avrupa'nın "gerisinde kalma" sürecini irdeliyor, "yakalama" reçetesi yazmaktan ise geri durmuş; anlaşılan bu zor işi okuyucuya bırakmış.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI