içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Vanbery'nin Günlükleri

Okuduğum kitabın adı “Osmanlı'da İngiliz Casus Arminius Vambery'nin (Reşid Efendi) Günlükleri (1862-….)”. "Ünlü Macar asıllı bilim insanı Prof. Hermann Arminius Vambery kılığını, adını ve dinini değiştirerek [1858 yılında, 26 yaşında iken] İstanbul'a geldi, sahte bir kimlikle Reşid Efendi adıyla ve derviş kıyafetiyle … Osmanlı payitahtında dört … yıl geçirdi. … Ardından … o devirdeki adı Türkistan olan [Rus Çarlığı hakimiyetine girmiş Türk hanlıklarının bulunduğu] Orta Asya'ya yola çıktı. … 1862-1865 tarihleri arasında dört yılı bulan akıl almaz yolculuğun…" sonrasında İngiliz Coğrafya Cemiyeti'nden almış olduğu görevi tamamlamış olarak Londra'ya dönüp önce raporunu sonra anılarını kaleme aldı. O dönemde Hindistan ve Afganistan'ı hakimiyeti altında bulunduran İngiltere'nin Türkistan'a yoğun ilgisi vardı.

Anıları özetleyip Türkçe'ye çeviren kıdemli tarihçi Cemal Kutay'ın sözleriyle, "Aslına sadık kalsaydım ciltler tutardı." Kitap 141 sayfa ve iki bölüm: İlk bölüm, anıların özeti; esas olarak Tahran-Semerkand arası yolculuğu kronolojik olarak kapsıyor. "Günlükten Önemli Notlar" başlıklı ikinci bölümde ise gezginin çeşitli konulardaki izlenimleri özetlenmiş. Kitabın ilk baskısı 2013 yılında Acar Bilgi Merkezi Yayınları tarafından yapılmış. ISBN 978-605-5171-03-2. İlave baskıları yapılmamış olmalı ki, piyasada zor bulunuyor.

Reşid Efendi, 1862 Mayıs'ında cebinde Osmanlı pasaportu ve konağında dört yıl misafir edildiği Şuray-ı Devlet azası Sadık Rıfat Paşa'nın Tahran Büyükelçisi Haydar Efendi'ye hitaben yazdığı tavsiye mektubu olarak İstanbul'dan ayrıldı.

"… Tahran ufukta gözüktü. … girdiğimiz kapının adı Bab-ı Nev (Yeni Kapı) idi. Sağdan soldan karmaşık geçen yerli ve ecnebi mallarla dolu, balyalarla arpa ve saman yüklü deve ve esterler (katırlar) arasından yol bulabilmekte sıkıntı çekiyorduk. … kervandaki arkadaşlarımdan burada ayrılacaktım. … Sefaret-i Osmaniye'ye gidiyordum. …Sefir Haydar Efendi, bana, sefaretin … misafirhane kısmında kalabileceğimi söyledi. … hemen kabul ettim. … Sonbahar yaklaşmıştı. kışın, Türkistan'a geçebilmenin imkansızlığını biliyordum. … Bu sebeple, Hac mevsiminin sonunda, memleketleri olan Orta Asya'ya dönmek üzere Tahran'dan geçecek olan binlerce Türk-Moğul-Tatar hacılarından, kendi meşrebime uyabilecek ve beraberinde tehlikesizce seyahat edebileceğim kimseler beklemeye, aramaya başladım. … Vakit çok geçmeden, emelime kavuştum."

Reşid Efendi, 1863 senesi Mart'ında, Kaşgar ülkesi içindeki Aksu şehrinin valisinin imamı olan Hacı Bilal ile birlikte yirmi kişilik bir kervanla Tahran'dan ayrılıp kuzey doğuya/Hazar kıyısına, Mazenderan eyaletinin merkezi olan Sarı şehrine doğru yola çıkarlar. Oradan gemiyle önce Aşur Adasına, oradan da Türkmen sahil kasabası olan Gümüştepe'ye geçerler. Kafilenin arada Rus kontrolundan geçtiği Aşur Adası, "Rusya Çarlığı'nın Orta Asya'da ele geçirdiği toprakların Güney bitim noktasıdır. [Çevredeki Türkmen] oymakları da para ile, değerli hediyelerle kendilerine bağlamışlar. Burada neft (gazyağı) nakletmek için bir de iskele yapılmış."

Reşid Efendi, Gümüştepe'de Türkmenlerin reisi Han Çan tarafından ağırlandıktan sonra tekrar yola koyulur. Seksen develik bir kafileyle zorlu Rikistan çölünü aşar ve Hiyve şehrine varır. "… Tahran Sefiri Haydar Efendi Hazretleri'nin bana bir tavsiye mektubu verdiği ve aslen Osmanlı olup, tarikat pirlerinin hayatı üzerine dini tetkikler yapmak için on sene evvel gelip Hiyve'ye yerleşen Şükrullah Bey'i ziyaret etmek istedim. … yerleştiği Mehmet Emin Han Medresesi'ne gittim."

Şükrüllah Beyin aracılığıyla, Reşid Efendi Hiyve Hanının huzuruna çıkar. "Han'ın kapısı önünde dört mızraklı, ayrıca dört taberdar [baltalı], dört mabeyinci bekliyordu. Mabeyincilerden birisi yüksek sesle benim ismimi: «- İstanbul'lu Derviş Hacı Reşid Efendi…» diye söyledi. Taberdarlardan birisi, Hint kumaşından büyük perdeyi aralayarak eli göğsünde içeri girdi, Han'a arz etti. Biraz sonra perde aralandı ve benim iki koltuğuma giren iki mabeyinci delaletiyle Hiyve Hanı Seyyid Mehmet Han'ın huzuruna girdim. … Benden İstanbul ahvalini, Padişah Hazretleri'nin sıhhatini ve Osmanlı Devletinin şevketini sual etti. İzahat verdim, sonra izin verdi, huzurundan ayrıldım." Reşid Efendinin gözlemlerine göre, Harzem bölgesi halkının "bir kısmı siyah başlı İran esirleridir. Türkmenler bunlara Acem demektedir. Halkın diğer bir kısmı, bu yerlerin Türkmenlerle beraber sakinleri olan Med'lerdir. Bunlar, İranlılaşmış sarışın Türklerdir. Bunlara Hiyve'de Sart, Buhara'da Tacik adı verilmektedir. … Halkın bir kısmı da Kırgız Kazaklarıdır. … en kalabalık olan uruk [boy], Özbeklerdir. Hiyve sokaklarında gördüğüm Özbeklerin kıyafeti sarık şeklinde tüylü bir kalpak, tabanı kaim güderi çizme, uzun bir gömlektir. Bir müddet sonra ben de bu rahat elbiseyi giydim."

Daha sonra Reşid Efendi, Hankah ve Şaruhan güzergâhından Buhara'ya varmak üzere yola çıkar. Hankah surları içinde "bir kalenderhane vardı. Kapının önünde çömelmiş iki derviş afyon yutuyorlardı. … Ruslar, her tarafta, afyon kullanılmasını kolaylaştırırlarmış ve hatta aldıklarından çok ucuz fiyatla satarlarmış."

Buhara Hanlığı sınırındaki Hak-i Emir Köyünde "gümrük memurları bizi sıkı bir muayeneden geçirdiler. Duyduk ki, aslen Alman olan iki seyyah, sahte kıyafetle ve isimle buradan geçerken yakalanmışlar ve akıbetlerinin ne olduğu bilinemiyormuş."

"İslam aleminin büyük merkezlerinden biri olan Buhara'yı Şerif şehrine Mezar Kapısı adı verilen kale geçidinden girdik. … Buhara'da iki yüz kadar cami, seksen kadar medrese vardı. Buhara'da, dünyanın hemen hemen bütün Müslüman diyarlarından gelmiş beş binden fazla talebe okuyordu."

"Buhara'daki onbeş günüm sonunda Semerkand'a harekete karar verdim. … Merkebimi satarak, iki tekerlekli Hokand arabalarıyla yola çıktık. … Hacı Bilal yanımdaydılar. … Beşinci gün, Hıtay ve Kıpçık oymaklarının yaşadığı sık ormanlık bölgeden geçerek Semerkand kapılarına geldik."

Semerkand sonrası artık dönüş zamanı gelmiştir. Tahran - İstanbul - Köstence üzerinden memleketi Peşte'ye döner. Londra sonrası anılarını kaleme alır.

Vambery'nin yolculuğunun duyulması üzerine benzerlerini önlemek için Ruslar Türkistan'da çok sıkı önlemler alır; Sultan Abdülaziz'in talep üzerine Hiyve Hanlığına yolladığı "Askeri Islah Heyeti'nden dokuz … Osmanlı zabitinden ancak biri Kaşgar'a sığınarak Çin'i aşıp yurduna geri gelebildi."

"Vambery Orta Asya yolculuğundan sağ olarak döndükten sonra Macarların Türklerle aynı ırktan olduğunu ispat yolunda büyük gayret gösterdi." 1910'da "Şehzadebaşı'ndaki Fevziye Kıraathanesi'ni dolduran Türk Ocakçılara bilmedikleri anavatanlarını anlattı." Prof. Hermann Arminius Vambery, nam-ı diğer Reşid Efendi, 1913 yılında Peşte'de vefat etti.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI