içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

MHP'NİN İNTERNET KANUNU TEKLİFİ NEDEN GEREKLİ?

Geçtiğimiz günlerde internet ortamında yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında bir kanun teklifi hazırlanılarak TBMM Başkanlığı'na sunuldu.

MHP tarafından hazırlanan kanun teklifini Meclis Başkanlığı'na sunan MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, özellikle sosyal medya platformlarında dolaşan yalan haberler ve sahte hesaplar yüzünden birçok internet kullanıcısının mağduriyet yaşadığına değindi.

Öztürk o kadar haklıydı ki, biz de Gzete İstanbul için bu ayki araştırmamızda bu kanun teklifi neden bu kadar gerekli, bugüne dek sosyal medya yoluyla yapılan manipülasyonlar neler, bu konuda bizleri bekleyen tehlikeler neler diye düşündük ve bunları derledik.

İNTERNET, İLLEGALİTEYE SINIRSIZ VE SONSUZ KAPILAR AÇABİLİR

Anlık veri transferinin kusursuz şekilde sağlandığı internet ortamı, iyilik için olduğu kadar kötülük için de sonsuz ve sınırsız imkanlar sunmaktadır. İllegal ticaret, uyuşturucu, terör örgütü operasyonel planlamaları, toplumsal ayaklanmalar, darbe girişimleri gibi organize ve fiili suçların yanısıra; taciz, dezenformasyon, manipülasyon, olumsuz algı yönetimleri ve itibarsızlaştırma, siber zorbalık gibi sayısız pek çok psikolojik suça da kapılar açılabilmekte.

Sosyal medya mecraları, kanuni tarayıcılar ve arama motorları üzerinde amatörce işlenen bu suçların takibi "gerektiği hallerde" (devletin çok yüksek oranda işlenen bu suçların tamamını kendiliğinden tespit etme ve önlemesi mümkün değildir, ancak şikayet üzerine siber suçlar ekipleri tarafından çalışmalar ile) yapılabilmektedir.

Dünyayı bekleyen büyük tehlike

Yukarıda yazdıkarımız aslında buzdağının görünen yüzüdür. Bir de sıradan internet kullanıcılarının göremediğ suç ve illegalitenin yuvası olan dip yüzü var... DarkWeb-DeepWeb..

Şu an dünyanın her yerinden en önde giden hacker gruplarının birlikte tasarladığı, deep web ve dark web olarak bilinen hiçbir arama motorunun erişemeyeceği, sıradan tarayıcıların ve sıradan kullanıcıların erişemediği bir internet alanı var.

Basit bir tanım ile deep web, yani derin internet, bizim kullandığımız yüzeysel internetin daha alt boyutlarıdır. Kuralların, kanunların, yasakların olmadığı sınırsız bir alan. Akla gelebilecek uç noktadaki suçların döndüğü bir boyut. Kaçırılan insanların satıldığı pazarlar, her türlü uyuşturucu ve öldürücü maddenin satıldığı alanlar, kiralık katillerin cirit attığı bir dünya ve çok daha fazlası…

Sosyal medya mecraları ve uygulamalar (Aplikasyonlar) kişisel güvenlik ve milli güvenlik sorunları teşkil ediyor.

Sosyal ağlar sayesinde fiziki sınırların tüm etkisini kaybetmesi ve iletişimin gücü, bu alanı cazip kılan unsurların başında geliyor. Bazen eğlence, bazen iletişim, bazen propaganda, reklam ve PR aracı olan Sosyal Medya mecraları vasıtasıyla; algı oluşturuluyor, algıyı yönetiliyor, sonra da kitleleri yönetilip yönlendirme yapılabiliyor, bilinçaltı mesajlar verilebiliyor. Bu anlamda terör örgütlerinin sosyal medya hesapları üzerinden örgütlenerek gerçekleştirdikleri eylemlerin yanı sıra, sosyal medyada algı operasyonu yürüttüklerini de görüyoruz.  Peki bunlar nasıl yapılıyor?

Tek bilgisayar tarafından yönetilen yüzlerce hesap var. Yani aslında tek kullanıcı tarafından girilen veriyi, yüzlerce hesaptan aynı anda paylaşan, beğenen ya da retweet eden bir sistem. Algı oluşturmada en fazla bu yol kullanılmakta. Bu konuda vatandaşa bilinçli olmak ve sorumlu davranmak konusunda önemli iş düşüyor. Kasıtlı olarak terör örgütünü destekleyen vatan hainleri olduğu gibi farkında olmadan, buna alet olan bir çok sosyal medya kullanıcısı da var.

"Her sosyal medya kullanıcısı, birer yaıncıdır"

Sosyal medyanın etkinliğinin artması ile birlikte, yayıncılığın sadece yüksek tirajlı gazeteler, reytingi olan kanallardan ibaret olmadığı anlaşılmıştır. Her bir sosyal medya kullanıcısı bir yayıncıdır. Dolayısıyla tüm sosyal medya kullanıcıları bu sorumluluk dahilinde hareket etmeli ve bu durumun kanuni müeyyidelerini de bilmelidir. Herhangi bir paylaşım yaparken bu paylaşımın neye hizmet ettiğini, herhangi bir paylaşımı rtederken yada güncel bir TT çalışmasına destek verirken, ilgili hasthag'in (#) kim tarafından, hangi amaçla açıldığını sorgulaması gerekmektedir.

KİŞİSEL GÜVENLİK SORUNU

Sosyal medya ortamları hızlı iletişime açık olduğu kadar, güvensiz iletişime de en açık mecradır.

Sosyal medya hesapları üzerinden üye olmak

Üyelik gerektiren platformlara sosyal medya hesaplarınız üzerinden üye olunduğunda zararlı yazılım içeren uygulamalar tespit edemeyebilir, arkadaş listenizi, özel ve sizde kalması gereken tüm bilgileri o uygulamaya açılmış olabilir.

Uygulamalardaki tehlike

İndirilen uygulamalar, telefonunuzda depoladığınız fotoğraf ve videolarınıza erişim yetkisi ister ve bunu vermezseniz indiremezsiniz. Güvenmediğiniz uygulamalara bu imkanı vermeyin. Telefonunuzda özel fotolarınızı depolamayın. Kimlerin ve hangi programların telefonunuzda gezindiğini bilemeyebilirsiniz.

Tanımadığınız kişileri takip etmeyin

Ayrıca sosyal medyada gördüğünüz her erkek, her kadın, her çocuk profili, gerçek olmayabilir. Bu anlamda sosyal medya kullanıcılarına, tanımadıkları kişileri ve kaynağını bilmedikleri sayfaları takip etmemelerini öneriyoruz. Sevimli bir çocuk, ya da güzel bir kadın görünümünde olan bir hesap profilini ve adını değiştirebilir, bir sabah uyandığınızda kendinizi, bir terör örgütünün hesabını takip ederken bulabilirsiniz.

Yer bildiriminin riskleri

Temel hedefi bilgiye ulaşmak ve paylaşmak olan sosyal medya ortamlarına atılan bilginin, gizli kalması beklenmemelidir. Özel olan özelde kalmalı, güvenlik tedbirlerine dikkat edilmelidir. Seyahat ve tatillerde yer bildirimi yapmak ve evimizden paylaşımlarda konum bilgisi vermek, hırsızlara davetiye çıkartmak olabilir, güvenlik gerektiren kişilerin güvenliğini riske atabilir.

SOSYAL MEDYA MANİPÜLASYONLARI

Sosyal medya ile algı operasyonları yapılabilir, kitleler harekete geçirilebilir, manipülasyon yapılabilir, insanlar sanal gündem maddeleriyle uğraştırılıp gerçek gündemden uzaklaştırılabilir.  Bunu yapmak için de öncelikle hedef kitle belirlenir, hedef kitlenin ilgisi çekilecek çekici bir olay bulunup, bombanın fitili ateşlenir. Ardından hedef kitlenin olaya sıcak bakması ve kendi çevresiyle paylaşması ile olayın yayılması kendiliğinden oluşur. Burada en önemli unsur; hedef kitlenin belirlenmesi ve o hedef kitleye sunulacak malzemedir.

Örneğin Gezi olaylarını baştan sona Sosyal Medya komuta etti. Amiral gemisi ise twitterdı. Sosyal medyada toplumsal mesajlar her zaman prim yapar. Kadına ve çocuğa şiddet, çevre katliamı, taciz, gerçek ya da asparagas infial yaratacak paylaşımlar.. Kan davasında öldürülen babasına sarılıp ağlayan çocuğun devlet tarafından öldürülen babasına sarılmış gibi gösterilmesi, Şam’da yakalanan hırsızın darp edilmesi olayının, Eskişehir’de Kürt olduğu için darp edilen işçi diye verilmesi, yüzlerce asparagas paylaşımdan sadece birkaçı.

Gezi olayları da aslında böyle toplumsal bir konuya dikkat çekerek başlamıştı. Toplumun genelini ilgilendiren bir konu, twitter’da hemen duyuruldu: “Ağaçları kesiyorlar gelin.” Burada hem hücum vardı hem savunma. Önce "ağaçlarımızı kesiyorlar" sloganı ile masumiyet algısı yaratıldı. Berkin Elvan olayında “çocuk ölümü” ve “ekmek” algılarımız kullanıldı. Ve normal olarak bu algı kampanyası, bizler de dahil hepimizin içine işledi, yüreğimizi acıttı.

Yine Gezi olayları dezenformasyonun en fazla yaşandığı süreç oldu. Polisin suçluları ayırmak için kullandığı kırmızı boyalı suyun kan olarak gösterilmesi; inançlı insanları da olayların içine çekmek için müftünün karısıyım diye ortaya çıkıp algı oluşturmaya çalışan kişininajansından biri olup, senaryo dahilinde çekim yapılmış olması; Sivil polislerin göstericilerin içinde provokasyon yaptığı iddiaları; bu iddialarla polis olarak lanse edilen kişinin pek çok yasa dışı örgütün, sabıkalı elemanlarından biri olması; duran adam olarak lanse edilip yeni bir akım ve eylem planı başlatan kişinin, bu konuda eğitimli ve dünyanın pek çok yerinde ayaklanmalarda etkin rol oynayan kişi çıkması, Polis panzerinin ezip geçtiği bir kişiye ait olduğu iddia edilen fotoğrafın, aslında yıllar önce gerçekleşen bir pervane kazasına ait olması belli başlı bazı örneklerdir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI